26 Şubat 2011 Cumartesi

İSMET ÖZEL, "KÜÇÜK İBO NEDEN TRABZONSPORLU?", 30.04.1997 Yeni Şafak

 

Başlıktaki soruya cevap vermeden önce birisi bana şu soruyu sormalı: MGK kararlarıyla ilgilenmek dururken neden magazin konularına dalıyorsun? Ben de şöyle cevap vermeliyim: Nasıl olsa MGK kararlarının gereği hakkıyla yerine getirilecektir; ama şu var ki sizin magazin konusu dediğiniz hususta bir zihin açıklığı sağlanmadıkça ve o konuyu içine alan ruh durumunun istikameti anlaşılmadıkça gereğinin yerine getirilmesi söz konusu olan MGK kararlarındaki "yer" kavramını ülkemizin ikbali ve istikbali bakımından gayri muayyen kılınmış vasıflarından arındırmak mümkün olamayacaktır, (Üf! Ne lâflar ediyorum!)

 

Küçük İbo'nun Trabzonspor taraftarı oluşunu, onun arabesk söylemeyi terk etmeyeceğine ve Türkçe'yi Urfa şivesiyle konuşmaktan vazgeçmeyeceğine dair beyanlarından ayrı değerlendirmek anlamsızdır. Anlam Türkiye topraklarında binlerce yıl süresince oluşmuş ortodoksinin (sünnî tavrın) hayat belirtilerinde gizlidir. Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde toplumun yüksek tabakasına iktidar bahşeden kültürel eksantrik eklektizm karşısında otantik inisyatifte ısrar bugün Küçük İbo'nun şahsında bir dışa vurma biçimi arıyor.

 

Trabzonspor taşralı olmaktan gelen ezikliğin, merkez karşı¬sında ikinci derecede veya gölgede bırakılmış olmaktan sıyrılmak isteyen kompleksli yaranma tutumunun değil, otantik inisyatifin sembolüdür. Trabzonspor'la birlikte desteklenen şey ihmale uğramışların başarıya olan özlemleri değil, kendilerinde cevher bulunduğuna inananların inisyatifi elden bırakmama kararlılığıdır. Küçük İbo bunu "Kümeye de düşse (Küme düşse de demek istiyor) sapına kadar Trabzonsporlu" kalacağını söyleyerek dile getiriyor.

 

Çocukluktan henüz çıkma aşamasında bulunan bir Urfalı'nın Trabzonspor taraftan olmasını tesadüfi bir olay sanmayınız. Türkiye topraklarında bazı yöreler, bazı vilâyetler var ki bunlar ülke insanlarına özgü kültürel bütünlüğün dinamosu işlevi görür. Benim tespitlerime göre bunlar: Urfa, Trabzon, Konya, Balıkesir vilâyetleridir. Bu vilâyetler Anadolu topraklarının şimdiye kadar uğradığı sarsıntılar sırasında yeniden derlenip toparlanmayı temin edecek gücün doğmasını beklemektense felâket karşısında kendi gücünü harekete geçirmek üzere duruma derhal el koymanın ruhî kabiliyetini aralıksız hazır bulundurdular. Bu vilâyetlerin yerli (ve yerlileşmiş) insanları ülke bütünlüğünün değerini kendi bütünlükleriyle eş tuttukları için mahallî özelliklerini kaybettikleri taktirde Türkiye'nin kimlik kaybı hususunda uğrayacağı zararın ne kadar büyük olduğuna dair derin bir bilinç taşıdılar. Mahallî özelliklerine sahip çıkma (hemşehrilik vs.) bakımından benim yukarıda saydığım dört vilâyeti geride bırakacak bir çok yöre zikredilebilir. Fakat benim andığım vilâyetlerin mahallî özelliklerinin eksenini "otantik inisyatif" teşkil ediyor. Bu bakımdan Urfa, Trabzon, Konya, Balıkesir vilâyetlerini Türkiye'nin hayırlı bir gelecek arayışında hazır maya saymalıdır.

 

 

30.04.1997 Yeni Şafak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder